بسم الله الرحمن الرحيم
Mü’minlerin emiri Ömer bin Hattab radıyallahu
anh’dan, dedi ki:
“Rasulullah’ı sallallahu aleyhi ve sellem’den
işittim buyurduki:
“Ameller niyetlere göredir, herkese niyet
ettiği vardır, kimin hicreti Allah ve Rasulüneyse, hicreti (gerçekten) Allah ve
Rasulünedir, kiminde hicreti kazanmak istediği bir dünyalık veya nikahlanmak
istediği bir kadın içinse hicretide (gerçekte) hicret ettiği şeyedir” (Buhari
ve Müslim rivayet etti.)
Nasıl Kur’an ayetlerinin inişine sebep olan
birtakım olaylar ve sorular varsa ki, biz bunlara “sebeb-i nüzul” diyoruz,
hadislerin de bir “sebeb-i vürudu” vardır.
İbn Hacer, “Fethu’l-Bari”de bu hadisin sebeb-i
vürudu ile ilgili şöyle bir olay anlatır: Rasulüllah’ın Medine’ye hicret etmesi
üzerine, Müslümanlar Mekke’yi terk ederler. Muhacirlerden bir hanım sahabiye
olan Ümmü Kays da, Medine’ye hicret etmek ister. Bu arada bir sahabi Ümmü
Kays’a evlenmek üzere talip olmuş, kadın da, “Benimle Medine’ye hicret edersen
seninle orada evlenirim.” demiştir. Bu sahabe Medine’ye hicret etmeye gönlü
olmadığı hâlde, sırf o kadınla evlenmek için Medine’ye hicret etmiş ve sonra da
orada evlenmişlerdir. Sırf Ümmü Kays’la evlenmek için hicret eden bu şahsın
niyeti, sahabe arasında bilindiği için bu kişiye; “Muhaciru Ümmi Kays” (Ümmü
Kays’ın muhaciri) lakabı takılmıştır. (el-Askalanî, İbn Hacer, Fethu’l-Barî,
Kahire, 1986, I, 24) Durum Hz. Peygambere ulaşınca Allah Resulu sallallahu aleyhi ve selleme ulaşınca bu hadisi
söylemiştir.
Demek ki, hicret için niyetin halis olması yani sadece Allah rızası için yapılması gerekir. Hem evlenmek gibi dünyevi bir maksat hem de hicret gibi bir niyet
beraber olabilir. Ancak birinci ve esas niyetin ne olduğu önemlidir. Örneğin
oruç tutup bununla hem ibadet ve hem de perhiz niyet edenin hâli de böyledir.
Sırf perhiz için tutulan orucun sevabı yoksa da, her ikisine niyet edene,
niyetinin derecesine göre bir sevap vardır. İşte bütün ameller böyledir,
niyetimizde Allah rızası galip olursa sevap alırız, değilse hiçbir sevap
alamayız.

