Resul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Resul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26.12.13

ALLAH RESULÜ SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM UYULACAK EN MÜKEMMEL ÖRNEKTİR


33. Ayet: Allah (subhanehu ve teala) şöyle buyurur:

"Sizin için, Allah'ı ve âhiret gününü arzu eden ve Allah'ı çok zikreden kimseler için, Allah'ın Resulunde güzel bir örnek vardır."(Ahzap,21)

İmam Taberi der ki: "Allah (subhanehu ve teala) bu ayette, Hendek savaşında, Allah Resulu (sallAllahu aleyhi ve sellem)'in ordusuna katılmayan münafıkları kınamakta biz mü'minlere de sözlerimizde, amellerimizde ve tüm davranışlarımızda Allah Resulu (sallAllahu aleyhi ve sellem)i örnek almamızı emretmektedir.

Evet, biz müminler için en güzel örnek Allah Resulu (sallAllahu aleyhi ve sellem)'dir. Zira o, bizleri yaratan Allah (subhanehu ve teala)  tarafından, bizlere doğru yolu göstermek için gönderilmiştir.

O, Allah (subhanehu ve teala) tarafından, hata işlemekten korunmuş ve Cebrail (aleyhisselam) vasıtasıyla devamlı olarak kontrol altında tutulmuştur."( Cami'ul-Beyan fi Tefsir'il-Kur'an, Taberi)

Kurtubi der ki: "Örnek; 'Kendisine uyulan örnek' anlamındadır. Kendisine uyulan, ve haline bakılarak tesellide bulunulan ve böylelikle bütün fiillerinde kendisine uyulan, bütün halleri örnek alınarak teselli bulunulan kimsedir.

Mesela, onun yüzü yaralanmış, azı dişi kırılmış, amcası Hamza öldürülmüş ve aç kalmıştır. Bütün bu hallerde O'nun sabırlı, ecrini Allah'tan bekleyen, Allah'a şükreden ve haline razı olan bir kimse olduğu görülmüş; O'nun başka bir haline şahit olunmamıştır." (El-Camiu li-Ahkam'ul-Kur'an, Kurtubi)

19.12.13

ALLAH'A VE RESUL'ÜNE KARŞI GELMEK CEHENNEMDE EBEDİ KALMAYA SEBEPTİR


25. Ayet: Allah (subhanehu ve teala) şöyle buyurmuştur:

   "Şunu halâ anlamadılar mı ki, kim Allah'a ve Rasûlüne yan çizerse, onun için, içinde daimî kalacağı bir cehennem ateşi vardır. Bu ise, en büyük zillettir." (Tevbe,63)
                                   
   İbn Kesir der ki: "Onlar yakînen bilmediler mi ki Allah'a ve Resulune karşı koymaya, O'nunla harbetmeye, ona muhalefet etmeye kalkışan kimse bir noktada, Allah ve Resulu de bir noktadadır." (Tefsir'ul Kur'an'il Azim, İbn Kesir)

   Taberi der ki: "O münafıklar bilmezler mi ki, kim Allah'a ve Peygamberine karşı savaşır onların emirlerine karşı gelirse, şüphesiz ki ona âhirette cehennem azabı vardır. Orada ebedi kalacaklardır. İşte zillet ve büyük rezillik budur." (Cami'ul-Beyan fi Tefsir'il-Kur'an, Taberi)

BAŞARISIZLIĞIN SEBEBİ ALLAH'A VE RESUL'ÜNE MUHALEFETTİR


23. Ayet: Allah (subhanehu teala) buyurdu ki:

   "Allah'a ve Resulune itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Aksi halde başarısızlığa uğrarsınız ve kuvvetiniz yok olup gider. Sabredîn! Şüphesiz ki Allah, sabredenlerle beraberdir." (Enfal, 46)

   İmam Taberi der ki: "Allah  (subhanehu ve teala) müminlere, savaşırken de Allah'a ve Resulune itaat etmelerini, emirlerine uyup, yasaklarından kaçınmalarını emretmekte böylece Allah'ın, kendilerine yardım etmesini hak edeceklerini beyan etmektedir.

   Ayrıca Allah (subhanehu ve teala) müminlere, birbirlerine kenetlenmeleri gereken savaş halinde ihtilafa düşmemelerini, aksi takdirde birlik ve beraberliklerinin zedelenerek güçlerinin gideceğini, bundan dolayı sabretmeleri gerektiğini, çünkü Allah (subhanehu ve teala)'ın, sabredenlerle beraber olacağını bildirmektedir."




7.5.13

NEDEN YİTİRİLMİŞ MANALAR ?



Selamun aleykum ve rahmetullah ve berakatuhu

Sevgili kardeşlerim, her birinize teker teker bloğumuza hoşgeldiniz. Rabbimden bu yeni oluşumu hayırlara vesile kılmasını diliyor, hepinizin hayır dualarını bekliyorum.
Bloğumuz daha çok çok yeni bir blog, sadece bir günlük.  Her birinizin ilgisi ve desteği ile çok güzel şeyler ortaya çıkacağına inanıyorum. Rabbim muvaffak eylesin.

NEDEN YİTİRİLMİŞ MANALAR?


Değerli kardeşlerim, Toplum olarak İslamın özünden bu denli uzaklaşmamızın sebeblerinden birinin, belkide en önemlisinin içi boşaltılmış İslami kavramlar olduğunu düşündüğümden bloğun sloganını bu şekilde belirledim.
Toplumumuzda İslam dairesine giriş sözü olan “La ilahe illallah” sözü başta olmak üzere bir çok islami kavramın sadece harflerden oluşan ismi, yada çok kısır manalar ihtiva eden şekilleri kalmıştır. Bu sebeple öncelikli olarak belkide her gün teleffuz ettiğimiz ama manasından bihaber olduğumuz kelimelere tekrar asli manalarını kazandırmamız gerekmektedir.
Manaları ile bütünleşmiş İslami kavramların, dini hayatımıza çok anlam katacağı, imanımızın ve amellerimizin görüntüden öte geçip huşu ve ihlasla süsleneceği kanaatindeyim.


Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vessalam buyurdular ki: "
"Zandan uzak durun! Çünkü zan, sözün en yalanıdır.
Başkalarının gizli konuştuklarını yaymayın!
Birbirlerinizin ayıplarını araştırmayın!
Gereksiz yere rekabete girmeyin!
Birbirinizi kıskanmayın!
Birbirinize kin tutmayın!
Birbirinize sırt çevirmeyin!
Ey Allahın kulları, Allahın size emrettiği gibi kardeş olun!
Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona ne zulmeder, ne de onu yüzüstü bırakır. Ona hakaret de etmez."
Sonra kalbini gösterdi:
"Takva buradadır, takva buradadır, takva buradadır!
Kişinin, müslüman kardeşini hor görmesi, kötülük bakımından kendisine yeter de artar bile.
Müslümanın her şeyi müslümana haramdır: kanı, şerefi, malı...
Allah sizin suretlerinize ve kalıplarınıza bakmaz, fakat kalplerinize ve amellerinize bakar."
Buhari, Nikah 45, Edeb 57, 58, Feraiz 2; Muslim, Birr 28-34, (2563 - 2564); Ebu Davud, Edeb 40, 56, (4882, 4917); Tirmizi, Birr 18, (1928).

Allah Resulü sallahu aleyhi ve sellemde Rabbimizin suretlere ve bedenlere bakmayacağını, sadece kalplere ve amellere bakacağını bildirmiştir. Ruhsuz, kalpsiz bir bedenin kişiye hiçbir fayda vermeyeceği gibi, manaları sökülüp alınmış kelimelerde sahibine bir fayda vermez.



6.5.13

MEKKELİLER NASIL MÜŞRİK BİR TOPLUM OLDU? (2)


Esselamu aleykum ve rahmetullah sevgili kardeşlerim.

   Yazılarımızda iki haftadır şirkin tarihi geçmişini inceledik ve ilk çıkış hikayesini öğrendik. İslam dininin ilk muhatapları oldukları için Mekke toplumunun durumunu inceledik. Kendilerine yeni bir mesaj gönderilmesinin altında yatan etkenleri hep birlikte gözden geçirdik.
   Bizim bu tarihi yolculuğa çıkıp şirkin işlendiği toplumları mercek altına almamızdaki amaç, onlarla günümüz arasında bağlantı kurarak hata edip şirke düştükleri noktaları tesbit edip, aynı hatalara bizimde düşmemizi engellemektir. Geri dönüşü olmayan gün gelmeden önce kardeşler olarak birbirimizi uyarmak, affedilmeyecek tek günah olan, tek bir amelimizde dahi bulunsa diğer salih amellerimizin hepsini iptal eden şirk hususunda birbirimizi bilgilendirmek ve bilinçlendirmektir. 
   Tarihten yaşanmış örneklerle bunu daha iyi anlamamızı sağlamaktır. Fakat bizim tamamen samimi duygular ile yapmış olduğumuz bu uyarılar bazı kardeşlerimizin hoşuna gitmeyerek hernedense  onları rahatsız etmiştir.  Şu husus iyice anlaşılmalıdır ki, bizim gayemiz içimizde kemikleşmiş şirk unsurlarını belirterek kardeşlerimizi bilinçlendirmektir, kimseyi itham etmek veya müşriklik isnad etmek değildir.

MEKKELİLER NASIL MÜŞRİK BİR TOPLUM OLDU?


Selamun aleykum ve rahmetullahi ve beraketuhu

  Değerli kardeşlerim, gecen hafta çıkmış olduğumuz şirkin tarihsel yolculuğuna bu haftada  devam ederek, yine doğru bildigimiz yanlışlardan birini gündemimize taşıyalım istedim. Bu haftaki durağımız kendilerine yeni bir din, yeni bir resul, yeni bir kitap gönderilen mekke toplumu.
  Bizim toplumumuzda  Mekkeliler genellikle  Allah’ı inkar eden  insanlar olarak bilinir. Bu yüzden Allah subhanehu ve teala’nın kendilerine yeni bir mesaj gönderme ihtiyaci duyduğu düşünülür ve kafir ile müşrik terimlerinin eş anlamlı olduğu  zannedilir. Sonuç itibari ile ikiside küfre götürsede, müşrik ile kafir farklı anlamlar içeren terimlerdir.
  • Müşrik; Allah’a inandığı halde O’na ortak koşandır. Varlıgına inandıgı ve kabul ettigi ilaha ortaklar edinip, onları O’na denk tutandır.
  • Kafir; Allah’ın varlığını ve tek ilah oluşunu hiç kabul etmeyen, reddeden, inkar edendir.
Bu terimlerin ne manaya geldigini öğrendikten sonra Mekkelilerin bizim zannettigimiz gibi Allah’i inkar eden bir toplum olup olmadıklarına bakalım kardeşlerim:
Onlar gercekten Allah’ı bilmiyorlar mıydı?
Yoksa bildikleri Allah’ı birlemekte mi zorlanıyorlardı?
Onlar nasıl bir Allah inancına sahiplerdi?
Nasıl  bir inança sahiplerdi ki, kendilerine yeni bir din ve Resul gönderilme gereği görüldü?

5.5.13

ALLAH’IN KULLARI ÜZERİNDE, KULLARINDA ALLAH ÜZERİNDEKİ HAKKI NEDİR BİLİYORMUSUNUZ?




Selamun aleykum ve rahmetullahi ve berakatuhu..

Gününüz hayr olsun kardeşlerim, Rabbim niyetlerinizi halis, amellerinizi sahih kılsın. Amiin.

Kardeşlerim, bildiğiniz gibi dünya hayatında hepimizin huzur, güven ve adalet içinde yaşayabilmesi için belirlenmiş haklar ve kurallar vardır. Bu kurallar günümüzde ülkeden ülkeye, toplumdan topluma değişkenlik göstermektedir. Tüm kainatın yaratıcısı olan Allah subhanehu ve teala’da kulları için belli haklar ve kurallar belirlemiş ve Islam dini vasıtası ile bunları bize açıklamıştır. Islam terminolejisinde bu bölümün adına “Islam hukuku“ denmektedir. 

Hukuk kelimesi Arapça "hak" kökünden gelir ve bu kelimenin çoğuludur. Yani  haklar anlamına gelir. Islam hukukunda tüm canlıların yaşamını huzur, güven, adalet icinde yaşayıp, bir düzen ve intizam içinde devam ettirebilmesi icin bu haklar Allah subhanehu ve teala tarafından en adil bir şekilde belirlenmiş, her hak sahibinin sınırları en mükemmel şekilde çizilmiştir.


İNSAN İLE RABBİ ARASINDAKI SÖZLEŞME




Selamun aleykum değerli kardeşlerim, 

   Rabbimize hamdolsunki bu hafta da yeni bir konu ile birlikteyiz. Bu haftaki konumuzu size hiçte yabancı olmayan bir söylem üzerine bina edeceğiz.
   Sizde mutlaka duymuşsunuzdur. Toplumumuzda “Ne zamandan beri müslümansın?“ diye sorulduğunda “Kalu beladan beri.“ diye cevap verilen bir söylem vardır. Hiç dilimize bu denli yerleşmiş bu söylemin ne anlama gelebileceğini  düşündük mü?

   Bugün Rabbimin yardımı ile hep beraber bu söylemin içeriğini öğrenmeye çalışalım inşaAllah.


İNSANIN RABBİNE KARŞI SORUMLULUĞU NE ZAMAN BAŞLAMIŞTIR?

   İlk olarak şunu düzeltmemiz gerekir ki, toplumumuzda yaygınlık kazanan “Ne zamandan beri müslümansın?“ sorusu yanlış bir soru şeklidir. Bu sorunun “Ne zamandan beri Rabbine karşı sorumlusun?“ olması gerekir. Çünkü insan o boyutta sadece bir Rabbin, yaratıcının olduğunu kabul ve ikrar etmiştir. Bu ise insanın müslüman olması için yeterli değildir. Bu soru çoğunluk olarak müslüman bir toplum olduğumuzdan ve olaya bu gözle baktığımızdan dolayı dilimizde bu şekle dönüşmüş kardeşlerim.

İBADET NEDİR ?


Selamun aleykum değerli kardeşlerim,

   Kardeşlerim, bu yazımda da sizinle “ibadet“, yani kulluk kavramını ele alalım istedim. Madem ki tüm varlıklar ve insan ibadet için yaratılmış,  o zaman bu kavram üzerinde derinlemesine düşünelim ve irdeleyelim.


  İBADET NEDİR?

  Toplumumuzda yaygın olarak anlaşıldığı gibi sadece belli başlı (namaz, oruc, hac, zekat v.s. gibi) ibadetlerin adı mıdır? Yoksa uğruna tüm varlıklar ve insanin yaratıldiğı “ibadet“, çok daha geniş anlamlar içeren, tüm varlıkları kapsayan, insan hayatinin da her anını içine alan bir kavram mıdır?

   Kardeşlerim, ufkumuzu alabildiğince genişleterek ibadet, yani kulluğun ne olduğunu kavramak için bir düşünce yolculuğuna çıkalım hep beraber…

İBADET KELİMESİ NE ANLAMA GELMEKTEDİR?

   İbadet kelimesi arapça bir kelimedir. Bu kelimenin türkçede karşılığı kulluktur. Fakat kulluk kelimesi arapçadaki ibadet kelimesinin tam anlamı değil, sadece türkçe karşılığıdır.
İbadet kelimesinin anlamı:   Boyun eğmek, teslim olmak, itaat etmek manalarına gelir. Bu anlama gelen abede  (عبد )  kelimesinden türemiştir. Bu anlamda tüm varlıklar yaratıcısına kulluk içerisindedir.