Kadının Kimliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kadının Kimliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3.6.13

İSLAMDA İNSANİ YÖNLERİYLE KADIN VE ERKEĞİN EŞİTLİĞİ


Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve beraketuhu değerli kardeşlerim,

   Bizi toplumların aşağılayıcı kurallarından, insanların sığ anlayışlarından vahyin aydınlığına çıkaran Rabimize hamdolsun.  Kadınların her yönden toplumda inkişaf etmesi için her türlü gayreti gösteren Resulu Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemede salat ve selam olsun. O ki, kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü bir devirde onları o toplumda omuzlarının üzerinde taşımışdır. Rabbim hepimize kendisinin ve Resulunun bizler için belirlediği değerlere, ölçülere ve görevlere tam manası ile sahip çıkabilmeyi ve bunları gereğince yerine getirebilmeyi nasip etsin. Amiiin.
Bu günkü yazımızda kadının insani yönüne dikkatlerinizi çekecek ve kadın ve erkeğin insan olarak eşit değerlere ve haklara sahip olduğunu açıklamaya çalışacağız.

KADIN VE ERKEK İNSAN OLARAK EŞİTTİR

   Değerli kardeşlerim, kadın, kendisine belirlenmiş olan tüm kimliklerin öncesinde insan kimliğine sahipdir. Allah subhanehu ve teala kadını bu yönüyle  toplumun yarısını oluşturan varlık olarak isimlendirmişdir. Hepimizin çok iyi bildiği gibi toplumu oluşturan unsurlar kadın ve erkekdir. Kadın ve erkeğin ortak noktaları ise insan olmalarıdır. İnsan dediğimizde kadın ve erkekden oluşan bir bütünden bahsetmekteyiz. Kadınlar ve erkekler bu bütünün yarısıdırlar. Bunu bize açıklayan bir hadisde Allah Resulu sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır:

“Kadınlar erkeklerin yarısıdır.”  (Ebu Davud 236, Albani silsiletus-sahiha, 2863.)

14.5.13

KADINA ATILAN İLK İFTİRA: YASAK MEYVE HİKAYESİ



Selamun aleykum ve rahmetullah Rabbimin özel kulları


   Allah subhanehu ve teala'nın  izni ile kadının kimliği isimli yazı serimize başlıyoruz kardeşlerim. Yazımızın ilk konusu kadına atılan ilk iftira üzerine olacak.
   Toplumumuzda kadın, şeytani tarafı daha güçlü olup erkeği kandıran ve her zaman da bu potansiyeli içinde barındıran bir varlık olarak algılanır. Bu düşüncenin altında yatan en büyük etken ise Havva’nın yasak meyveden yemesi için Adem aleyhisselamı kandırdığı  efsanesidir. Bugün yasak meyveden ilk önce kim yedi diye bir anket yapılsa büyük bir çoğunluğun cevabı Havva olurdu.
   Allah subhanehu ve teala ilk insanlar olan Adem aleyhisselam ile Havva’yı yarattıktan sonra cennete yerleştirmiş ve orda istedikleri gibi yaşayabileceklerini, sadece bir ağaca dokunmamaları gerektiğini haber vermişti. Fakat şeytan onları ebedilik vadi ile kandırıp yasak meyveden yemeye teşvik etmiş ve Adem ile Havva şeytanın bu vadine inanarak yasak meyveden yemişlerdi. 
     
   Bu olayın aktarıldığı A'raf suresindeki ayetleri hep beraber okuyalım kardeşlerim:


19- (Rabbı Adem'e de şöyle buyurmuştu): Ey Adem! Eşinle birlikte cennete yerleşin. Dilediğiniz yerden yeyin. Yalnız şu ağaca yaklaşmayın! aksi halde zâlimlerden olursunuz."
20- Ne var ki şeytan, kendilerine kapatılmış olan avret yerlerini onlara göstermek için içlerine vesvese sokmuş ve şöyle demişti: "Bu ağacı, Rabbınız, sadece iki melek, yahut ebedî kalıcılardan olmamanız için menetti."
21- Bir de onlara "ben size nasihat edicilerdenim" diye yemin etmişti.
22- Böylece onları hile ile (bulunduklan mevkiden) indirmişti. Adem ve eşi, ağacı taddıkları anda, avret yerleri kendilerine görünmüş, onlar da cennet yapraklarından üzerlerine örtmeye başlamışlardı. Rabbları onlara şöyle hitab etmişti: "Bu ağaçtan sizi menetmedim mi?  ve şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?"
23- Onlar da şöyle demişlerdi: "Rabbımız! Kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen, mutlaka hüsrana uğrayanlardan oluruz."
24- (Rabları onlara şöyle) buyurmuştu: "Birbirinize düşman olarak inin. Yeryüzünde (belirli) bir süreye kadar sizin için yerleşebileceğiniz bir mekân ve geçinebileceğiniz bir nimet bulunacaktır." 

9.5.13

KADIN KİMLİĞİNİN ÖNEMİ




Esselemu aleykum ve rahmetullahi ve beraketuhu

Kardeşlerim, öncelikle bloğun aktifleştiği ilk gün itibari ile göstermiş olduğunuz destek, yapmış olduğunuz hayır dua ve dileklerden dolayı hepinize ayrı ayrı tüm içtenliğimle teşekkürlerimi iletiyorum.  İlk günden itibaren böyle coşkuyla başlamamızda çok büyük katkısı bulunan Cahide kardeşimede buradan tekrar teşekkür ediyorum.

Rabbim rızasını gözeterek çıktığımız bu yolda bizi hedefimizden saptırmasın.  Şeytanı ve şeytanlaşmış insanları bizden korusun. Hakkımızdaki her türlü hayrı bize kolaylaştırıp, her türlü şerride bizden uzaklaştırsın. Amiiin.

Evet kardeşlerim, sizin göstermiş olduğunuz teveccühe bir nebzede olsa  karşılık verebilme adına sıcağı sıcağına “Kadının kimliği” ile ilgili ilk yazımıza başlayalım istedim.  Dün yorum yazan kardeşleriminde ilgi gösterdiği bu konu benimde çok önemsediğim,  üzerinde durulmasının zorunlu olduğunu düşündüğüm konulardan biri.

KADIN dediğimizde kardeşlerim, toplumun yarısını oluşturan insan cinsinden bahsetmiş oluyoruz.  Yani kadın toplumun yarısını oluşturan bir unsurdur.  Kadın, toplumun yarısını oluşturan bir unsur olmakla birlikte, aynı zamanda diğer yarısı olan erkeğide yetiştiren bir unsurdur.  Çünkü topluma baktığımızda kadının eş olarak, anne olarak, büyük anne olarak, hala ve teyze olarak  toplumun diğer yarısı olan erkekleri yetiştirip onları hayata hazırlayan bir konumda bulunduğunu görüyoruz. O zaman şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki: Kadın eşittir toplum.

İşte bu noktada kadının sahip olduğu kimliğin önemliliğinin  ve ancak saliha kimliklere sahip olunursa toplumun selim bir hale geleceğinin de bilincinde olmamız gerekir.

Peki saliha kadın kimliğine sahip olabilmemiz için neler yapmamız gerekiyor?

Kadının yaratılışından bu yana çeşitli akımlar ve felsefeler ona birçok anlam yüklemiştir. Yapılması gereken ilk şey kadını bu yanlış anlamlardan arındırmak ve onu yaratıcısının tabiatına koyduğu gerçek kimliğiyle tanıştırmaktır. Geçmişe baktığımızda kadın kimi dönemlerde ilahlaştırılmış, kimi dönemlerde de şeytanla eş değer görülmüştür. 


Acaba İslam’da  yaratıcısının kadına verdiği değer ne kadardır?  Onun için nasıl bir konum belirlemiştir? Kadını hangi özelliklerle donatmış ve ona ne gibi gibi sorumluluklar yüklemiştir?