Selamu aleykum değerli kardeşlerim,
Yazılarımın konusunu dinimizin temeli olan inanç esasları olarak belirledim. Bunun sebebini şöyle açıklayabilirim:
Sağlam, sarsıntılara karşı dayanıklı bir bina ancak sağlam bir temel üzerine inşa edilirse ayakta kalabilir. Aynen bu örnekteki gibi bizim de dinimizi güçlü, sağlam ve sarsılmaz bir şekilde inşa edebilmemiz için öncelikle sağlam bir temele ihtiyacımız var. Özellikle dinimizin adeta deprem niteliğinde sarsıntılarla yıkılmaya çalışıldığı, türlü bid'atlerin ortaya atıldığı ve bunların dindenmiş gibi algılandığı günümüzde, buna her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.
Sağlam, sarsıntılara karşı dayanıklı bir bina ancak sağlam bir temel üzerine inşa edilirse ayakta kalabilir. Aynen bu örnekteki gibi bizim de dinimizi güçlü, sağlam ve sarsılmaz bir şekilde inşa edebilmemiz için öncelikle sağlam bir temele ihtiyacımız var. Özellikle dinimizin adeta deprem niteliğinde sarsıntılarla yıkılmaya çalışıldığı, türlü bid'atlerin ortaya atıldığı ve bunların dindenmiş gibi algılandığı günümüzde, buna her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.
Bugün öncelikli olarak neden yaratıldığımızı, varlığımızın sebebini sorguluyalım istedim. Kendi varlığımızla birlikte kainattaki tüm varlıklar üzerinde düşünelim. Tüm bunların varoluş sebebini sorgulayalım?
Hepimiz muhakkak hayatımızın çeşitli safhalarında şu soruları sorduk kendimize. Neden varım? Niye yaratıldım? Hayat ve ölümün anlamı ne?
Her birimizin zihnini meşgul eden bu sorulara en doğru cevabı muhakkak içindekilerle beraber kainatı, bizi, yani insanı, hayatı ve ölümü yaratan Rabbimiz verecektir. Bir şeyi neden yaptığını onu yapandan dahi iyi bilen yoktur değil mi? O zaman O'na yöneltelim sorularımızı bakalım ne cevap alacağız:

