26.3.14

CÖKMÜS AILE YAPIMIZI ANLATAN COK GÜZEL BIR VIDEO


Selamun aleykum degerli kardeslerim.. 

Bu aralar yazi hazirlamaya vakit bulamiyorum ama sizinle bu videoyu paylasmadan edemedim. Dinlediginizde ne kadar dogru tesbitlerde bulunuldugunu göreceksiniz..
Kayit Avrupa ve Türk aile yapisi, cocuk egitimi hakkinda...

24.1.14

İBADET VE İNSAN İLİŞKİSİ




Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berakatuhu..

  Değerli konuklarım, bir önceki yazımızda ibadet kavramı üzerine bir düşünce yolculuğuna çıkmış ve yaratılan tüm varlıkların iradeleri dışında bir kulluk eylemi içinde olduğundan bahsetmiştik. Yaratılan tüm varlıklar içinde insanın ise akıl ve irade sahibi oluşundan dolayı bu özelliklerinin gereği olarak kendisinden bilinçli bir kulluk istendiğini belirtmiştik. Kendisini yaratana mı yoksa kendisini yaratandan başkalarına mı ibadetlerini sunacağı konusunda insanoğluna tercih hakkı verildiğini ve bu tercihleri ile mağbudunu kendisinin belirlediğini söylemiştik. 

   Bugün ise ibadet kavramının hayatımızın hangi alanlarını kapsadığı ve ibadet kavramının içine hangi amellerimizin dahil olduğu üzerinde duralım. 

  Kardeşlerim, içinde yaşadığımız toplumda ibadet kavramı malesef çok dar bir çerçevede algılanmış ve sadece belli başlı amellerin ibadet olduğu ( namaz, oruç, zekat, hac gibi ) düşüncesi zihinlerde yer etmiş, bunların dışında insanın gayri ihtiyari yani doğal olarak, tabiatı  gereği yaptığı şeylerin ibadet kavramının içine girmediği algısı oluşturulmuştur. 

  Mesela: İbadeti günlük hayatımız içerisinde sadece namaz kılmaktan ibaret görüp, yirmi dört saatimizin bir saatini namaza ayırıp, kalan yirmi üç saatimize Rabbimizin karışmadığını düşünerek,  bu zamanda istediğimiz gibi hareket edebileceğimizi zannetmişiz.

  Hatta bazılarımız buna dahi gerek görmeden kulluğun insan ile Rabbi arasında sadece kalpte hissedilen bir duygu olduğunu düşünüp, ibadeti sadece kalplere mahkum etmiştir. Ne büyük bir yanılgı…

  Halbuki ibadet hayatımızın her anını içine alan bir kavram olması gerekirken, bu yanlış anlaşılmadan dolayı sadece belli zamanlarda, belli yerlerde, belli şekillerde yapıp yerine getirdiğimiz ameller olduğu fikri bizde iyice yerleşmiştir. 

  Peki ibadet yani kulluk gerçekten bizim zannettiğimiz gibi sadece belli zamanlarda yapılan belli başlı amellerin adı mıdır? Yoksa yaratılış amacımız olan ibadet hayatımızın her anını içine alan düşüncelerimizi, konuşmalarımızı, niyetlerimizi ve hareketlerimizi tamamı ile kapsayan bir kavram mıdır?


                 KULLUK İNSANIN DÜŞÜNCELERİ, SÖZLERİ, NİYET VE HAREKETLERİ İLE YERİNE                                                                   GETİRDİĞİ TÜM EYLEMLERİN ADIDIR

  En doğru bilgi kaynaklarımız olan Kur’an ve Sünnet'e baktığımızda ibadet yani kulluğun hayatımızın her anını kapsadığını görüyor, yaptıgımız her hareketimizle ya mükafatı, ya da cezayı hakettiğimizi öğreniyoruz. 

İyi düşünmenin bir ibadet olduğunu, iyi şeylere niyet etmenin, niyetimizi gerçekleştirmesek dahi bize sevap kazandırdığını, bir sözümüzle cehennemi hak edebileceğimiz gibi, cennetide kazanabileceğimizi, temel ihtiyaçlarımızı yerine getirirken dahi yaptığımız tercihlerle bunları sevaba veya günaha çevirebileceğimizi,  ayet ve hadislerden öğreniyoruz.

 Öyle ki komşumuzla ilişkimiz, bir kardeşimize tebessüm etmemiz, bir yetimin başını okşayışımız, söylemiş olduğumuz güzel bir sözümüz, hatta eşimizle beraberliğimiz dahi ibadet kavramının içinde olunca, ibadetin dışında ne kalıyor kardeşlerim?

  Bu sıraladığım noktalara delil olan hadisleri hep birlikte okuyalım...

 Allah Resulu sallallahu aleyhi ve sellem yetimin başını okşama eylemini bakın nasıl değerlendiriyor:

  “Bir kimse sırf Allah rızası için bir yetimin başını okşarsa, elinin dokunduğu her saç teline karşılık ona sevap vardır” (Ahmed İbn Hanbel, Müsned, V, 250)

  Allah Resulu sallallahu aleyhi ve sellem tebessüm içeren bir çehrenin, insanların yararına yapılacak davranışların sahibine ne kazandırdığını şöyle açıklıyor:

  "Mümin kardeşine tebessüm etmen sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır. Yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır"(Tirmizî)

  Allah Resulu sallallahu aleyhi ve sellem insanın tabiatının bir gereği olan cinsi duygularını helal dairede tatmin etmesinin dahi kendisi için bir kazanç vesilesi olduğunu haber veriyor:

 "Sizden birinizin eşiyle cima etmesi sadakadır'. Dediler ki: 'Ey Allah'ın Rasulü! Bizden biri şehvetini giderse ona ecir olur mu? Rasulullah: 'Haramda giderseydi günah olmaz mıydı? Aynı şekilde helalde giderirse ona ecir vardır', buyurdu." (Müslim)

  Allah Resulu sallallahu aleyhi ve sellem kişinin ağzından çıkan her kelimenin Allah'ın rızasını veya gazabını kazanmaya birer vesile olduğunu bize şu sözleri ile haber veriyor:

  “Kişi nereye varacağını bilmeden Allah’ın rızasını gerektiren bir kelime konuşur da, Allah bu kelime sebebiyle kendisine kavuşacağı güne kadar o kul için rızasını yazar. Bir kişi de nereye varacağını düşünmeden Allah’ın gazabını gerektirecek bir kelime konuşur da Allah bu kelime sebebiyle kendisine kavuşacağı güne kadar o kul aleyhinde öfkesini yazar” (Tirmizi, Zühd, 10)

  Değerli kardeşlerim, görüldüğü gibi ibadet kavramı günlük hayatımızın her anını kapsamakta, tüm davranışlarımızı içine almaktadır. Günümüzün sadece birkaç saatini değil her dakikasını kontrol etmekte, hayatımızın belli zamanlarını değil tamamını içine almakta ve bizi bilinçli yaşamaya teşvik etmektedir. Çünkü burada saydığımız ve sayamadığımız tüm  fiillerimiz, sözlerimiz, düşüncelerimiz ve niyetlerimiz bizim kulluk eylemlerimizdir. Biz bu kulluğumuzu yaratıcımıza mı, ya da yaratıcımızın dışında olan ilahlara mı sunuyoruz, bunu belirleyende tercihlerimizdir. 

  Tabi ki biz Allah’a iman etmiş, iman ettigimizi iddia eden kimseler olarak tüm hal ve hareketlerimizde Rabbimizin bizim için belirlediği kurallara uymak ve tercihlerimizi bu istikamette yapmak durumundayız. Peki ne zamana kadar? Ölüm bize gelip Rabbimize kavuşuncaya kadar.

  Rabbimiz de şöyle buyuruyor: “Ve sana ölüm gelinceye kadar Rabbına ibadet et.“ (Hicr suresi, 99.ayet)

   Rabbim her hareketimizi ibadet şuuru ile yapabilmemizi bize nasip etsin. 

  Hepiniz Allah’a emanet olun..

22.1.14

YARATILIŞ GAYEMİZ OLAN "İBADET" NEDİR?


Selamun aleykum ve rahmetullah..

   Kardeşlerim, bu yazımda sizinle “ibadet“, yani kulluk kavramını ele alalım istedim. Madem ki tüm varlıklar ve insan ibadet için yaratılmış,  o zaman bu kavram üzerinde derinlemesine düşünelim ve irdeleyelim.


  İBADET NEDİR?

  İbadet, toplumumuzda yaygın olarak anlaşıldığı gibi sadece belli başlı (namaz, oruc, hac, zekat v.s. gibi) amellerin adı mıdır? Yoksa uğruna tüm varlıklar ve insanın yaratıldığı “ibadet“, çok daha geniş anlamlar içeren, tüm varlıkları kapsayan, insan hayatının da her anını içine alan bir kavram mıdır?

   Kardeşlerim, ufkumuzu alabildiğince genişleterek ibadet, yani kulluğun ne olduğunu kavramak için bir düşünce yolculuğuna çıkalım hep beraber…


İBADET KELİMESİ NE ANLAMA GELMEKTEDİR?

   İbadet kelimesi arapça bir kelimedir. Bu kelimenin türkçede karşılığı "kulluk"tur. Fakat kulluk kelimesi arapçadaki ibadet kelimesinin tam anlamı değil, sadece türkçe karşılığıdır.

İbadet kelimesinin anlamı:   Boyun eğmek, teslim olmak, itaat etmek manalarına gelir. Bu anlama gelen abede  (عبد )  kelimesinden türemiştir. Bu anlamda tüm varlıklar yaratıcısına kulluk içerisindedir.



TÜM KAİNAT YARATICISINA KULLUK İÇERİSİNDEDİR

   Kulluk yaratılan tüm varlıkları kapsayan, içine alan bir kavramdır dedik. Bu yönüyle yaratılmış olan her varlık, yaratıcısının tasarladığı programa boyun eğmiş, kulluğunu yerine getirmiş ve getirmeye de devam etmektedir.

  Allah subhanehu ve tealanın “ol!” emriyle meydana gelen her şey O’na teslim olmuş, itaat etmiştir. Yaratılış ‘itaat’le, yani kullukla başlamıştır. Asıl olarak her şeyin temelinde boyun eğme, yani kulluk vardır. Kainattaki bu baş döndüren kusursuz ve mucizevi düzen, ancak bu boyun eğme ve kullukla sağlanmıştır. 

Canlı ya da cansız her şeyin yaratıcısına  boyun eğip, itaat ettiğini Rabbimiz birçok ayetinde bizlere haber vermektedir:

16.1.14

İNSANIN YARATILIŞ GAYESİ NEDİR?




Selamu aleykum değerli kardeşlerim,
  
  Yazılarımın konusunu dinimizin temeli olan inanç esasları  olarak belirledim. Bunun sebebini şöyle açıklayabilirim: 

    Sağlam, sarsıntılara karşı dayanıklı bir bina ancak sağlam bir temel üzerine inşa edilirse ayakta kalabilir. Aynen bu örnekteki gibi bizim de dinimizi güçlü, sağlam ve sarsılmaz bir şekilde inşa edebilmemiz için öncelikle sağlam bir temele ihtiyacımız var. Özellikle dinimizin adeta deprem niteliğinde sarsıntılarla yıkılmaya çalışıldığı, türlü bid'atlerin ortaya atıldığı ve bunların dindenmiş gibi algılandığı günümüzde, buna her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.

  Bugün öncelikli olarak neden yaratıldığımızı, varlığımızın sebebini sorguluyalım istedim. Kendi varlığımızla birlikte kainattaki tüm varlıklar üzerinde düşünelim. Tüm bunların varoluş sebebini sorgulayalım?

 Hepimiz muhakkak hayatımızın çeşitli safhalarında şu soruları sorduk kendimize. Neden varım? Niye yaratıldım? Hayat ve ölümün anlamı ne?

  Her birimizin zihnini meşgul eden bu sorulara en doğru cevabı muhakkak içindekilerle beraber kainatı, bizi, yani insanı, hayatı ve ölümü yaratan Rabbimiz verecektir. Bir şeyi neden yaptığını onu yapandan dahi iyi bilen yoktur değil mi? O zaman O'na yöneltelim sorularımızı bakalım ne cevap alacağız:

KİTAP VE SÜNNET'TE İSLAMİ AKİDE


Selamun aleykum kardeşlerim..

   Hayatın koşuşturmacası içinde vakit bulupda yazamadığım bir çok konuyu asıl olarak ele alan bir kitabı paylaşmak istedim sizinle.

   Allah subhanehu ve teala kendisine nasıl iman etmemiz gerektiğini kitabında açıklamış, Resulu sallallahu aleyhi ve sellem ve sahabeleride bu esaslar üzerine O'na iman etmişlerdir. 

   İşte ayetlerde ve sahih hadislerde bize açıklanan inanç esaslarını içeren bu küçük risale bu temel konuları içermekte ve bizi dinimizin esasları konusunda bilgilendirmekte.

   Bu risalede konular neredeyse tamamen ayet ve hadislerle anlatılmakta ve delil olarak sadece bu kaynaklar sunulmaktadır.

   Çok sade ve öz bir usluba sahip olan bu risale gerek temel inanç esaslarını öğrenmede, gerek bunları çocuklarınıza öğretmede bize kolaylık sağlayacaktır.

   İçerisindeki konuları açıklarken kullanılan ayet ve hadisler aynı zamanda dinimizin asıllarını içeren ayet ve hadisler olması sebebiyle ezberlenmesi de bize çok şey kazandıracaktır.

RİSALEDE CEVAPLANAN BAZI SORULAR

İman nedir?
İslam nedir?
Allah bizi niçin yarattı?
Allah Resulleri niçin gönderdi?
Tevhid nedir?
Tevhidin insana faydası nedir?
Amelin kabul olması için gerekli şartlar nelerdir?
Büyük şirk ve çeşitleri nelerdir?
Ölülere dua edelir mi?
Ölüler duayı işitir mi?
Dua etmek ibadet midir?
Sihir yapmanın hükmü nedir?
Küçük şirk ve çeşitleri nelerdir?
Şefaat var mıdır?
Bid'at nedir?

Tüm bu soruların ve başka soruların cevaplarını Kur'an'dan ve Sünnet'ten öğrenmek istiyorsanız bu risaleyi okumanızı tavsiye ederim kardeşlerim. 

Risalenin içindeki konularda sorularınız olursa yorumlar bölümünden bana yazabilirsiniz. Kitabı okumak veya indirmek için resmin üzerine ya da aşagıdaki linke tıklayabilirsiniz.